Tabelada 4-0’ı gören, sahada sert bir fırtına estiğini sanır.
Oysa fırtına yoktu.
Hatta kuvvetli bir rüzgar bile...
Galatasaray, Erzurumspor’u ne sahasına hapsetti ne de nefes aldırmayan bir futbol oynadı.
Sadece iki takım arasındaki kalite farkını tabelaya yazdı.
Hem de fazla zorlanmadan.
Şu gerçeğin altını kalınca çizmek gerekiyor.
Bu Galatasaray, henüz geçen yılın Galatasaray’ı değil.
Bunu sezonun başında olmaya bağlayabiliriz. Futbolcular henüz yeterli fiziksel seviyeye ulaşmamış, ayaklar ve ciğerler aynı anda sezonu açmamış olabilir.
Bunların hepsi anlaşılabilir.
Ama yavaş futbol, düşük tempo, pas trafiğindeki aksama ve özellikle rakibin oyun kurmasına izin vermeyen ön alan baskısının eksikliği sadece ağustos sıcağıyla açıklanacak şeyler değil.
Çünkü Galatasaray’ın geçen sezon rakiplerini asıl ürküten tarafı yalnızca attığı goller değildi.
Rakibe düşünmek için bıraktığı zamanın azlığıydı.
Bu gece ise Erzurumspor’un düşünmeye çok zamanı oldu.
Ama eyleme geçecek kalitesi yoktu.
Topu aldı, baktı, düşündü, pas yaptı. Sonra karşısında kendisinden çok daha kaliteli futbolcular olduğunu hatırladı.
Düşündüğünü yapamadı.
Ama her rakip Erzurumspor değil.
Galatasaray’ın yine en büyük avantajının adı Victor Osimhen.
Geçen hafta iki gol attı.
Bu gece iki gol, bir asist.
Yine maçı koparan adamdı.
Transfer edildiğinde rakamlar konuşuldu. “Çok pahalı” denildi.
Osimhen ise fiyatını konuşarak değil, oynayarak ve gol atarak tartıştırıyor.
Ve aldığı her kuruşun hakkını veriyor.
Üstelik Galatasaray onu ceza alanında daha fazla topla buluşturabilirse, bu rakamların çok daha yukarı çıkacağı açık. Çünkü Osimhen ceza alanına girdiğinde savunmacıyla değil, çoğu zaman golle buluşuyor.
Sara geçen haftaya göre daha iyiydi.
Topla ilişkisi daha canlı, oyunun içine girişi daha fazlaydı. Ama Galatasaray’ın orta sahasının gerçek temposunu bulabilmesi için onun da birkaç vites daha yükseltmesi gerekiyor.
Torreira’da ise düşüş sürüyor.
Geçen sezon Galatasaray’ın orta sahasında yangın neredeyse oraya koşan, rakibin ensesinde nefesini hissettiren Torreira’dan şimdilik eser yok.
Barış Alper’de de o eski enerji henüz görünmüyor.
Oysa Barış’ın futbolunun yarısı yetenekse, diğer yarısı enerjidir.
Koşacak.
Çarpışacak.
Rakibi rahatsız edecek.
Bir pozisyon bittiyse diğerini kovalayacak.
Barış Alper’i Barış Alper yapan zaten budur.
Sonuçta Galatasaray dört gol attı, üç puanı aldı.
Kimse 4-0’ın karşısına geçip burun kıvıramaz.
Ama bazen skor, futbolun makyajıdır.
Makyaj güzeldir.
Yeter ki aynaya bakmayı engellemesin.