Sezonun ilk maçları zordur.
Ayaklar henüz yazdan dönmemiştir.
Top bazen futbolcuya yabancı, futbolcu bazen formasına uzaktır. Pasın boyu şaşar, nefes erken tükenir, oyun bir türlü yerini bulmaz.
Bunların hepsi anlaşılır.
Ama bazı formaların mazereti diğerlerinden daha azdır.
Sen Galatasaray’sın arkadaş...
Son dört yılın şampiyonusun.
Birbirinin nereye koşacağını bilen futbolcuların, ezberlenmiş bir oyunun, yıllardır aynı ateşte dövülmüş bir kadron var.
Karşındaki ise Süper Lig’in yenisi.
Daha soyunma odasında birbirinin huyunu öğrenmeye çalışan, futbolcularının çoğu ilk kez yan yana gelen bir takım.
Kağıt üzerinde terazinin bir kefesinde Galatasaray, öteki kefesinde ligin acemisi Çorumspor var.
Ama futbolun kağıdı yok.
Çimlere çıktığınız anda geçmişte kazandığınız kupalar soyunma odasında kalır. Formandaki şampiyonluk yıldızları gol atmaz, büyük bütçeler pres yapmaz, isimler maç kazanmaz.
Onları yeniden hak etmek gerekir.
Galatasaray kötü futbol oynayabilir miydi?
Elbette.
Her takım kötü oynar.
Ama Galatasaray’ın meselesi kötü oynamak değildi.
Kötü oynarken bile Galatasaray olduğunu hatırlayamamaktı.
Çünkü büyük takım olmak, sadece mayıs ayında kupayı kaldırmak değildir.
Bazen ağustos sıcağında, sezonun ilk maçında, kimsenin henüz hazır olmadığı bir akşamda bile o formanın ağırlığını rakibine hissettirmektir.
Dört yıl üst üste şampiyon olmuşsan senden kusursuz futbol beklenmeyebilir.
Ama bir şey beklenir:
Şampiyon gibi oynamasan bile, şampiyon gibi direnmek.
İşte Galatasaray’ın bu gece sahada unuttuğu buydu.
İstatistiklere bakarsanız, Galatasaray'ın üstün olduğunu görürsünüz.
Ama istatistik maç kazandırmıyor.
Maç kazanmak için gol atmak gerekiyor.
Oysa Osimhen o golü atmıştı. Kişisel çabasıyla takımını öne geçirmişti.
Ama ne yazar.
Galatasaray orta sahası rakibine o kadar kolay geçişler verdi ki, Çorumspor acemi olsa bile, bu geçişleri cezalandırmayacak kadar toy değildi.
Önce Kvziridis'in muhteşem füzesi, sonra Sanchez'in hatasını affetmeyen Ramirez'in fırsatçılığı.
İki dakikada iki gol...
Tabela: 1-2...
Ve Rams Park'ta sessizlik.
Futbolun acı faturası, insanı gerçeklerle yüzleştirmesidir.
Kvziridis’in 70. dakikada kırmızı kart görmesi Galatasaray’a yalnızca bir umut değil, maçı geri almak için bulunmaz bir fırsat verdi.
O fırsatı boş çevirmeyen yine Osimhen oldu.
Galatasaray yatsın kalksın Osimhen'e dua etsin.
O olmasa bu futbolla 2-2'lik beraberlik bile hayaldi.
Nerede o savunma disiplini?
Nerede o orta saha direnci?
Nerede o rakibi kendi sahasına hapseden ön alan baskısı?
Yok.
Ne Torreira, ne Sane, ne diğerleri.
Sadece Osimhen.
Galatasaray hala Mayıs'tan kalma şampiyonluk rehavetinde.
Bir an önce silkelenmezse bu sezon zor geçecek.
Bir de yönetime soralım.
Nerede kardeşim yeni transferler?
İlk alarm çaldı.
Duydunuz mu?
China Bazaar Gençlik Gücü
Cihangir GSK
Doğan Türk Birliği
Mağusa Türk Gücü
Dumlupınar TSK
Çetinkaya TSK
Alsancak Yeşilova SK
Küçük Kaymaklı TSK
Yenicami AK
Esentepe KKSK
Lefke TSK
Karşıyaka SK
Mesarya SK
Mormenekşe GBSK
Gönyeli SK
Yeniboğaziçi DSK