Futbol bazen rakamlara sığar, bazen rakamların arasından kaçar.
Fenerbahçe ile Lyon'un 1-1 biten maçının rakamlarına bakarsanız, birbirinin gölgesi iki takım görürsünüz.
Topla oynama yüzde 52'ye 48.
Şut 12'ye 12.
Kaleyi bulan şut 5'e 5.
Büyük fırsat 1'e 1.
Kaleci kurtarışı 4'e 4.
Faul bile 13'e 13.
Sanki futbolun muhasebecisi doksan dakikanın sonunda defteri açmış, iki tarafa da aynı rakamları yazmış, altına da cetvelle bir çizgi çekmiş:
Fenerbahçe 1 - Lyon 1.
Ama futbol muhasebe değildir.
Hele Şampiyonlar Ligi kapısında oynanan futbol hiç değildir.
Çünkü bazı beraberlikler iki takım için aynı şeyi söylemez.
Lyon İstanbul'a beraberlik için gelmiş olabilir. Fenerbahçe ise İstanbul'da kazanmak zorundaydı.
İşte fark burada başlıyor.
TOP SENDE, PEKİ OYUN KİMDE?
Fenerbahçe topa Lyon'dan biraz daha fazla sahip oldu.
454 pas yaptı. Rakibi 432.
Rakip ceza sahasına girdi. Şut çekti. Üç korner kullandı. Lyon'un korneri bile yoktu.
Fakat bütün bunların sonunda tabelada Fenerbahçe'nin rakibine kurduğu bir üstünlük göremedik.
Çünkü futbolda topa sahip olmak başka şeydir, maça sahip olmak başka.
Top sizin ayağınızda dolaşabilir.
Stoperden beke, bekten orta sahaya, orta sahadan yeniden stopere...
Tribün topun sizde olduğunu görür.
İstatistik şirketleri yüzdeyi sizin hanenize yazar.
Ama rakip kaleci akşam yatağına huzur içinde giriyorsa, o topun sizde ne kadar kaldığının pek önemi yoktur.
Fenerbahçe'nin 12 şutu var.
Ama sadece bir büyük gol fırsatı.
İşte bütün hikaye burada saklı.
Fenerbahçe kaleye gitti.
Ama Lyon'un kalbine gidemedi.
ASIL SORUN ORTA SAHA
Orta saha futbolun gümrüğüdür.
Top oradan geçer. Hücum oradan çıkar. Rakibin hücumu orada karşılanır. Büyük takımların orta sahası sadece kendi topuna yol vermez, rakibin topuna da pasaport sorar.
Fenerbahçe'nin gümrüğü Lyon karşısında biraz fazla serbest çalıştı.
Rakamlar ilk bakışta sarı-lacivertlilerin lehine.
Topa sahip olma yüzde 52'ye 48.
Pas 454'e 432.
İsabetli pas 389'a 373.
Pas arası 8'e 6.
Top geri kazanma ise 38'e 38.
Demek ki Fenerbahçe orta sahada top yapabildi. Baskıdan çıkabildi. Oyunu rakip yarı sahaya taşıyabildi.
Ama orta saha yalnız topun ayaktan ayağa dolaştığı bir istasyon değildir.
Orası futbolun kavga yeridir.
Ve o kavgada Lyon daha güçlüydü.
İkili mücadelelerin yüzde 56'sını Fransızlar kazandı. Fenerbahçe yüzde 44'te kaldı.
Hava toplarında fark daha da çarpıcıydı:
Yüzde 65 Lyon, yüzde 35 Fenerbahçe.
İşte 454 pasın anlatamadığını bu iki rakam anlatıyor.
Fenerbahçe orta sahadan geçti ama orta sahayı ele geçiremedi.
Bunun daha önemli kanıtı ise ceza sahalarının önünde duruyor.
Fenerbahçe Lyon ceza sahasına 44 kez girmiş.
Lyon, Fenerbahçe ceza sahasına 50 kez.
Kendi sahanızda top sizde daha fazla kalıyor ama rakibiniz sizin ceza alanınıza, sizin onun ceza alanına girdiğinizden daha fazla giriyorsa, orada bir orta saha üstünlüğünden söz etmek güçtür.
Fenerbahçe topunu gümrükten geçirdi.
Ama Lyon'a yeterince pasaport soramadı.
Bu Asensio'nun ilk on birde oynamamasından olabilir mi?
LYON TOPU DEĞİL, ALANI SAVUNDU
Fransızlar İstanbul'a topu Fenerbahçe'den almak için gelmemişti.
Alanı almak için gelmişlerdi.
Fenerbahçe'nin oynamasına izin verdiler ama istediği yerde oynamasına izin vermediler.
Bazen futbolun en büyük tuzağı budur.
Rakip size topu verir.
Siz oyunu yönettiğinizi sanırsınız.
Oysa rakip sizi yönlendiriyordur.
Lyon'un 31 uzaklaştırmasına karşı Fenerbahçe'nin 15 uzaklaştırması var. Demek ki sarı-lacivertliler zaman zaman Fransızları kendi ceza sahasına hapsetmiş.
Ama hapsetmek başka, cezalandırmak başka.
Fenerbahçe kapıyı çaldı.
Lyon açmadı.
Sonra Fenerbahçe biraz daha sert çaldı.
Lyon yine açmadı.
Bir Şampiyonlar Ligi gecesinde kapıyı kırmanız gerekir.
FUTBOLUN KAVGASINI LYON KAZANDI
Şampiyonlar Ligi'nde teknik kadar beden de konuşur.
Bazen ayağınızın içiyle oynarsınız, bazen omzunuzla.
Bazen güzel pas kazanır maçı, bazen rakibinizden önce uzattığınız kafa.
Lyon futbolun bu kavgasında Fenerbahçe'den daha güçlü kaldı.
Bu nedenle yüzde 56'lık ikili mücadele ve yüzde 65'lik hava topu üstünlüğü yalnızca iki istatistik değil.
Bunlar maçın karakterini anlatıyor.
Şampiyonlar Ligi sadece iyi futbolcuların değil, ikili mücadeleden kaçmayan takımların turnuvasıdır.
FENERBAHÇE KÖTÜ MÜYDÜ?
Bu maçın ardından Fenerbahçe'yi yerden yere vurmak kolaycılık olur.
Savunmada önemli doğrular vardı.
Top çalmada yüzde 91 başarı küçümsenecek bir rakam değil.
Pas aralarında Fenerbahçe önde.
Top kazanma sayısı eşit.
Zaten sorun da burada.
Fenerbahçe ezilmedi.
Ama ezemedi de.
Kendi evinizde, tribünler arkanızdayken ve önünüzde Şampiyonlar Ligi'nin kapısı dururken bazen iyi oynamak yetmez.
Kapıyı açmak gerekir.
Fenerbahçe anahtarı cebinde taşıdı.
Ama kilidi çeviremedi.
ŞİMDİ LYON
Artık iş Fransa'ya kaldı.
Ve orada rakamların anlamı değişecek.
İstanbul'daki yüzde 52 topa sahip olmanın hiçbir kıymeti olmayacak.
454 pasın da.
Üç kornerin de.
Çünkü Avrupa kupalarının hafızası istatistik tutmaz.
Turu geçeni hatırlar.
Fenerbahçe Lyon'da daha çok şut çekmek zorunda değil.
Daha doğru şut çekmek zorunda.
Daha fazla pas yapmak zorunda değil.
Daha öldürücü pas yapmak zorunda.
Topa daha fazla sahip olmak zorunda değil.
Maça sahip olmak zorunda.
İstanbul gecesinden geriye kalan en doğru cümle belki de budur:
Top Fenerbahçe'deydi ama maç Fenerbahçe'nin değildi.
Şimdi Lyon'da top kimin olursa olsun...
Tur Fenerbahçe'nin olmak zorunda.
China Bazaar Gençlik Gücü
Cihangir GSK
Doğan Türk Birliği
Mağusa Türk Gücü
Dumlupınar TSK
Çetinkaya TSK
Alsancak Yeşilova SK
Küçük Kaymaklı TSK
Yenicami AK
Esentepe KKSK
Lefke TSK
Karşıyaka SK
Mesarya SK
Mormenekşe GBSK
Gönyeli SK
Yeniboğaziçi DSK