Şöyle düşün; futbol dediğimiz şeyin vitrini hep aynı: kupalar, ışıklar, yıldızlar…

Ama Ergin Keleş bu kitapta vitrini değil, arka odayı açıyor. Hani kimsenin pek bakmak istemediği, biraz da görmezden geldiği tarafı. Öyle büyük laflar da etmiyor zaten; sanki karşında oturmuş, yaşadıklarını sakince anlatıyor. Ve bir yerde dönüp şu hissi bırakıyor: Herkes zirveyi konuşuyor ama düşüşü yaşayan çok daha fazla insan var.

Ergin Keleş'in aslında anlattığı şey çok yabancı değil ama biz pek üzerine gitmiyoruz. Futbolu hep yetenek üzerinden okuyoruz ya, oysa işin içinde başka şeyler de var: doğru zamanda doğru yerde olmak, bazen bir teknik direktör tercihi, bazen bir sakatlık, bazen de tamamen şanssızlık.

Keleş kendi kariyerinden yola çıkıyor ama okurken şunu anlıyorsun: Bu sadece onun hikâyesi değil. Altyapılarda parlayan, umut olan ama sonra sessizce kaybolan onlarca, yüzlerce oyuncunun ortak hikâyesi bu.

I Am Zlatan Ibrahimović: Sahanın İçinden Taşan Hayat
I Am Zlatan Ibrahimović: Sahanın İçinden Taşan Hayat
İçeriği Görüntüle

Nasıl Yıldız Olunmaz

Kitap Türkiye’de futbolun ruhuna da dokunuyor aslında. Bizde bir oyuncu ya göklere çıkarılır ya da bir anda unutulur. Ortası yoktur. Keleş tam da o arada kalanları anlatıyor. Bir hafta manşet olan, ertesi hafta yok sayılan isimleri…

Taraftar baskısı, medya dili, kulüp içi ilişkiler… Hepsi bir araya gelince futbolun sadece sahada oynanmadığını daha net görüyorsun.

Anlatının en güçlü yanı da buradan geliyor zaten. Çünkü bu bir dış göz değil; içeriden bir ses. Büyük kulüplerin kapısından dönmek, yanlış kararlar, kaçan fırsatlar, sakatlıklar…

Hiçbiri “ders verelim” diye anlatılmıyor. Daha çok bir iç hesaplaşma gibi. Arada öyle cümleler çıkıyor ki, durup düşünüyorsun: Futbol bazen insana hayal kurduruyor ama o hayali geri alırken hiç romantik davranmıyor.

Ergin Keleş

Özellikle genç yaşta gelen beklentilerin anlatıldığı bölüm var ya… Orası kitabın en çarpıcı yerlerinden biri. Büyük umutlarla başlayan bir yolculuğun nasıl kırılabildiğini, insanın o yükün altında nasıl yalnız kaldığını anlatıyor. Keleş zirveye çıkmak zor olduğunu ama asıl meselenin zirveyegiderken ayakta kalabilmek olduğunun altını çiziyor. Çünkü yükseliş alkışlanıyor, düşüş ise çoğu zaman sessiz yaşanıyor.

Bu bir başarısızlık hikâyesi değil. Daha çok, süslenmemiş bir gerçeklik. Ve belki de en kıymetli tarafı şu; futbolun sadece yıldızlardan ibaret olmadığını, asıl hikâyelerin çoğu zaman görünmeyenlerde saklı olduğunu hatırlatması.