Bazı futbolcular vardır, daha ilk sayfadan itibaren size sadece top oynamayı değil, hayata nasıl direndiklerini anlatırlar.
Zlatan’ın kitabı da tam öyle başlıyor.
Daha Malmö sokaklarından çıkmadan anlıyorsunuz ki burada klasik bir yıldız hikâyesi yok; biraz öfke var, biraz yalnızlık var, biraz da “beni görmezden gelirseniz ben daha yüksek ses çıkarırım” duygusu.
Kitabı okurken insan şunu hissediyor: Zlatan sanki karşınıza oturmuş, kahvesini almış, hayatını anlatıyor; arada sertleşiyor, arada gülüyor, ama hiçbir yerde kendini saklamıyor.
Aslında kitabın ana fikri çok açık: Futbol bazen yetenek kadar karakter işi. Çünkü Zlatan’ın anlattığı çocukluk bölümleri, bugünkü tavırlarının nedenini fazlasıyla açıklıyor. Göçmen bir aile, dağınık bir ev hayatı, İsveç gibi düzenli bir toplumun içinde kendine yer açmaya çalışan asi bir çocuk…
Balkan köklerinin sertliği kitaba baştan sona sinmiş durumda. Babasının Bosnalı, annesinin Hırvat olması sadece biyografik bir bilgi değil; o evin içindeki gerilim, dışarıdaki mücadele, hepsi sahadaki tavrına kadar uzanıyor.
İsveç futbolu daha çok sistem, disiplin ve kolektif akılla anılır ya, Zlatan tam tersine oradan taşan bir karakter gibi duruyor. Belki de bu yüzden hikâyesi sadece spor hikâyesi olmuyor; Avrupa’daki göçmen çocuklarının “ben de buradayım” deme biçimine dönüşüyor. Bir yerde öyle bir anlatıyor ki, insan onun futbola yalnızca yükselmek için değil, görünmek için sarıldığını anlıyor. “Kimse bana bir şey vermedi, ben kendim aldım” duygusu kitabın her bölümüne sinmiş.
David Lagercrantz ile birlikte kurulan anlatı da kitabı diri tutuyor. Cümleler gazeteci netliğinde ama Zlatan’ın dili kaybolmuyor. Mesela çocukluk günlerini anlatırken araya sıkışan şu hava çok çarpıcı: “Kuralları öğrenmeden önce hayatta kalmayı öğrendim.” Böyle sözler metnin içinde doğal duruyor; slogan gibi değil, yaşanmışlık gibi geliyor.
Benim en dikkat çekici bulduğum bölüm Barcelona dönemi. Çünkü herkes dışarıdan bakınca dünyanın en büyük kulüplerinden birine transfer olan oyuncunun mutlu olduğunu sanır. Oysa Zlatan orada çok başka bir şey anlatıyor. Sistem içinde boğulmayı, kendi karakterinin törpülenmesini, susmasının beklendiği anları… Bu bölümde anlatılmak istenen, bazen en büyük sahnenin bile insana dar gelebileceği. Guardiola ile yaşanan mesafe de aslında biraz bundan ibaret: iki güçlü futbol aklının birbirine alan bırakmaması.
Kitap bitince akılda kalan şey şu oluyor: Zlatan kendini hep büyük anlatsa da satır aralarında hâlâ o mahalle çocuğu var. Belki de kitabı samimi yapan tam olarak bu. Gösterişli cümlelerin altında, çocukken dünyaya karşı diş sıkan biri konuşuyor. Futbol kısmı elbette ilgi çekiyor ama insan en çok o sertliğin nereden geldiğini okuyunca kitaba bağlanıyor




Cihangir GSK
China Bazaar Gençlik Gücü
Doğan Türk Birliği
Mağusa Türk Gücü
Dumlupınar TSK
Çetinkaya TSK
Alsancak Yeşilova SK
Karşıyaka SK
Küçük Kaymaklı TSK
Esentepe KKSK
Lefke TSK
Yenicami AK
Mesarya SK
Mormenekşe GBSK
Yeniboğaziçi DSK
Gönyeli SK