Sahada VAR Yok, Ekranda Da Yok!

Geçtiğimiz günlerde oynanan Cihangir GSK – Mağusa Türk Gücü karşılaşması, skorundan çok hakem kararlarıyla gündeme oturdu. Özellikle maçın kırılma anlarından biri olan kırmızı kart pozisyonu, yalnızca sahadaki futbolcuları değil, tribünleri, ekran başındakileri ve maçtan sonra da tüm spor kamuoyunu ikiye böldü.

Mağusa Türk Gücü cephesinden gelen tepkiler sıradan değildi. Kulüp resmi sosyal medya hesaplarından oldukça sert bir paylaşımda bulundu. Ancak asıl dikkat çeken ve aslında üzerinde en çok durulması gereken olay, maçtan sonra yaşandı.

Başkan Bozkurt, BRT yayın aracına giderek çok net bir talepte bulundu:
“Kırmızı kart pozisyonunu izlemek istiyorum.”

Gayet makul, gayet doğal bir istek.
Ama sonuç?

2026 yılına gelmiş bir ülkede, devletin resmi yayın aracında bu pozisyonu tekrar izleyebilecek teknolojik imkân yoktu.

Evet, yanlış okumadınız.
Pozisyon izlenemedi.

Bu noktada mesele artık bir takımın hakkı, bir hakemin hatası ya da bir maçın sonucu olmaktan çıkıyor. Konu, sporun güvenilirliği ve kurumsal ciddiyet meselesine dönüşüyor.

Bugün dünyanın en alt liglerinde bile tartışmalı bir pozisyon saniyeler içinde defalarca ekrana gelirken; bizde, ülkenin en büyük maçlarından birinin en kritik anı, “teknoloji yok” denilerek geçiştiriliyor. VAR’ı geçtik, basit bir tekrar bile yok.

Sonra ne oluyor?
Hakem konuşuluyor.
Federasyon konuşuluyor.
Niyetler sorgulanıyor.
Güven zedeleniyor.

Oysa yapılması gereken çok basit:
Şeffaflık.

Eğer o pozisyon tekrar tekrar izlenebilseydi, belki tepkiler dinecek, belki de hatalar daha sağlıklı tartışılacaktı. Ama görüntü yoksa, şüphe her zaman vardır. Ve şüphe varsa, futbol kaybeder.

Mağusa Türk Gücü’nün tepkisi bu yüzden sadece bir kulüp tepkisi değildir. Bu, yıllardır biriken bir sistem sorununa verilen refleksin dışa vurumudur.

Sahada VAR olmayabilir.
Ama ekran başında da “yok” diyorsak,
işte asıl kırmızı kart burada çıkar.