Ara transferde de temel eksiklerini gideremeyen Beşiktaş, Konyaspor galibiyetine rağmen tribünleri ikna edemedi
Umutla beklenen ara transfer döneminde de kadrosundaki temel eksikleri gidermekten uzak kalan Beşiktaş, Konyaspor karşısında hanesine üç puanı yazdırırken tribünler skordan bağımsız olarak maç boyunca yönetimi protesto etti. Siyah-beyazlı camiada artık galibiyetler bile rahatlatmıyor; çünkü sahadaki oyunun verdiği mesaj, tabelanın söylediğinden çok daha rahatsız edici. Yönetim dışında tepkilerin yöneldiği bir başka isim daha vardı ki, o da yaptığı kritik hatayla Deniz Türüç’ün gol atmasını kolaylaştıran kaleci Ersin’di. Aslında meseleye tam da buradan başlamak gerekiyor.
Beşiktaş’ın son haftalardaki maçlarına bakıldığında ortaya çıkan tablo şu: Topa daha fazla sahip olan, oyunu rakip sahaya yıkmaya çalışan ama bunu tehlikeli pozisyona dönüştürmekte zorlanan bir takım. Siyah-beyazlılar maçların büyük bölümünde %55–60 bandında topa sahip oluyor, şut sayılarında lig ortalamasının üzerine çıkıyor ancak bu üretkenlik, gol beklentisine ve skor tabelasına aynı oranda yansımıyor. Bunun temel nedeni, ceza sahası içi etkinliğin ve doğru koşu zamanlamalarının yetersizliği.
Öte yandan asıl alarm veren veriler savunma tarafında. Beşiktaş’ın yediği gollerin önemli bir kısmı yerleşik savunma hatalarından değil, top kaybı sonrası geçiş anlarından geliyor. Orta sahada ilk baskının kırılamaması, savunma ile orta saha arasındaki mesafenin açılması ve ikinci topların yeterince toplanamaması, rakiplerin 3–5 pasla Beşiktaş ceza sahasına inmesine yol açıyor. Konyaspor maçında da tablo çok farklı değildi; Beşiktaş oyunu kontrol ederken, rakip neredeyse her hızlı çıkışta tehlike yarattı.
Bu noktada gözler ister istemez ara transfer dönemine çevriliyor. Ancak transfer penceresi kapandığında Beşiktaş’ın hâlâ geçiş savunmasını tek başına toparlayacak bir 6 numaraya sahip olmadığı gerçeği ortada duruyor. İstatistikler açık: Siyah-beyazlılar topu kaybettikten sonraki ilk 5 saniyede yeterli reaksiyonu veremiyor. Bu da savunmayı sürekli geri koşturan, stoperleri bire birde yakalatan bir oyun yapısı yaratıyor. Hücumda üretim var ama denge yok; işte Beşiktaş’ı istikrardan uzaklaştıran temel problem tam olarak bu.
Buradanr Sergen hocaya geliyoruz. Sergen Yalçın’ın takımı hücumda tamamen kilitleyen bir yapı kurduğunu söylemek haksızlık olur. Aksine Beşiktaş, birçok maçta rakibinden daha fazla pozisyona giriyor, oyunu daha fazla rakip yarı sahada oynuyor. Ancak veriler, bu oyunun 90 dakikaya yayılamadığını gösteriyor. Özellikle 60. dakikadan sonra takımın koşu mesafesi düşüyor, merkezdeki direnç kayboluyor ve Beşiktaş skoru korumakta ciddi problemler yaşıyor. Bu durum, teknik heyetin maç içi tempo ve denge ayarlamalarının da sorgulanmasına neden oluyor.
Yönetim cephesinde ise tablo daha soğuk ve matematiksel. Mali disiplin vurgusu, kontrollü kontratlar ve riskten kaçınan transfer politikası, kağıt üzerinde mantıklı görünüyor. Ancak saha içi veriler, mevcut kadro derinliğinin şampiyonluk temposu için yetersiz olduğunu söylüyor. Beşiktaş’ın bugün yarıştığı yer ile taraftarın beklentisi arasındaki fark da tam olarak burada ortaya çıkıyor. Tribünlerde yükselen tepki yalnızca sonuçlara değil; oyunun geleceğine dair duyulan güvensizliğe de işaret ediyor.
Ortada oynanan bir oyun, umut veren bazı veriler ama çözülmemiş kronik problemler var. Sergen Yalçın bu tablonun tek başına ne suçlusu ne de mucize çözümü. Asıl soru şu: Beşiktaş, rakamların işaret ettiği bu yapısal sorunlarla yüzleşip doğru hamleleri yapabilecek mi, yoksa tabelaya bakıp aynı döngüyü yaşamaya devam mı edecek?
Belki de artık mesele “bugün kazandık mı?” sorusundan çıkıp, “bu oyun bizi nereye götürüyor?” sorusuna dürüstçe cevap verebilmekte yatıyor.
Cihangir GSK
China Bazaar Gençlik Gücü
Doğan Türk Birliği
Mağusa Türk Gücü
Dumlupınar TSK
Çetinkaya TSK
Alsancak Yeşilova SK
Karşıyaka SK
Küçük Kaymaklı TSK
Esentepe KKSK
Lefke TSK
Yenicami AK
Mesarya SK
Mormenekşe GBSK
Yeniboğaziçi DSK
Gönyeli SK